“İnsanların mutluluk, aşk, sevinç olarak adlandırdıkları şeylerin hepsinin yanlış faraziyeler üzerine kurulu yanlış hesapların bir birikimi olduğunu keşfeden herkes, kalbinde sadece korkunç bir boşluk bulacaktır. Bu sersemlikten kurtulmanın yegane yolu ise kendisinin ve başkalarının yaşamlarıyla kumar oynamaktır. Bunu başarabilecek yeteneğe sahip olan kişiler istedikleri her şeyi yapabilirler.”
çok özledim lan
şimdi girse kapıdan sevdiceğim,
onda kalmış bir anahtarım var biliyorum.
girebilir yani her an,
belki aradan geçen iki yıla ragmen..
girse keşke
girse
desem
hoşgeldin orospu
sonra sıkı sıkı sarılsam.
sarılır mı yine, “orospu” desem?
anlamaz ki niye dedim
ama bırakmam, kapıdan girse
bırakmadan sarılırım.
anlamaz ama,
demeden ben nasıl yaşayım;
demeden orospu,
ben senin yokluğunu nasıl kaldırayım
ben seni sevmedim
ben seni sevmedim kahpe
ben sana tapındım

Vazgectim lan sevmekten. Çok mu zor aşık olmamak.
Dünyanın bitmeyen derdi, yıllar yılı süren çilesi. Hem benim daha cok ihtiyacım var sevmeye. Yine de vazgectim.
Çok mutlu olcam diye değer mi kendimi üzmeye.
Çok güzeldir sevmek. Bir kez tutunca o eli, vazgeçersin kendi elinden tutmasın başka bir şey daha diye. Bir kez bakınca gözlerine vazgeçersin kendi bakışlarından, bakmasın başka bir yere diye. Bir kez sevince onu vazgeçersin kendinden, onun dışında hiç bir varlığı hissetmeyim diye. Ve verdikçe ona kendini, ellerini gözlerini, doyacağın yere daha çok istersin onu. Zaten atarken oklarını eros, çıkarır kesesinden bir torbacı edasıyla. Bağımlı yapar seni. Tuttukça elleri, baktıkça gözleri, verdikçe kendini unutursun, hisettiğin haz tek bir şeyi arzulatır, sadece onu. Daha fazla onu.
Bu yüzden aşkın ömrü kısadır, çabuk alışır vücud alınan doz hep biraz azdır bir sonraki sefer için. Ve gün gelip yetmeyince alınan dozlar ve gün gelip vazgeçince! afyonun yanında olmaktan senin; ya altın vuruş paklar seni, ya yarım yamalak hayatlar. Keser unutulmuş elini, kör eder ona dalmış gözlerini, öldürür o sandığın benliğini.
İşte bu sebepten vazgeçtim sevmekten, derbederliğime rağmen bağımlılık yapan her şeyden kaçtığım gibi, acizleştirmesinler diye beni. Vazgeçtim be sevmekten, hem ne gerek var daha doğru düzgün sevemezken kendimi.
Hem herkes bilir aşk acıdır, aşk acıtır. Anlamıyorum lan her yerde içkiyi yasaklarken size zarar verir, çevrenize zarar verir, hayatları boşa bitirir diye; nerde lan bu amına kodumun çocukları, niye yasaklayan yok, aşık olmayı. Di mi var bi yerlerde bilenler aşk ile mutlu olmayı.. Bu ise hala yasak olmamasının sebebi, ben de biliyorum iki kadehim ile aşkın götürdüklerini getirmeyi. O zaman bana serbest bırakın her köşe başında deli gibi sarılarak, her parkta elele sıkı sıkı tutuşarak, her nefes alışta sanki onu soluyo gibi aşık olurcasına içmeyi. Hem ben bağımlı olmamayı da bilirim. Sebebi olmasa da içmek, bir kez kaldırıldım meşhur amatem masasından ve damarlarımdan temizlediler o orospuyu.
Hem daha durun iyi yanından bahsettim sadece aşk denen zıkkımın. Kim demiş aşk çok büyük diye; küçük bir mücevhermiş gibi, kolay kısmıdır aşkı bulduktan sonra kaybetmesi. Farkettim ben de tüm cümlelerim gibi yazıda devrik ama: Asıl can yakan kısmı aramaktır değeri yüzünden o çok canlar alan mücevheri. Zaten bilinç altımıza kazındı en basit filmlerde bile; aramak, aramak, bulamamak, vazgeçmek ve batan geminin ardından atmak o mücevheri.. bir zamanlar seni sarhoş eden mutluluğa kavuşamanın mutsuzluğu ile gebermeyi.
işte vaz geçtim artık aşık olmaktan,
çok mu zor yalnız kalmak, aa pardon bunu en iyi ben bilirim.
vazgeçtim yalnız kalmaktan kaçmaktan
çok dolandım nerde olduğunu bilmediğim için, daha doğrusu kim olduğunu bilmediğim için
çok dolandım peşinde.. ve arayıp dururken seni, kaybettim sadece kendimi.
vazgeçtim artık o ihtimalin umudundan.
-
Mutluluğumun umudu, mutsuzluğumun sebebi olmuşsa, ve nedenimse giderek ölmeye
ne demiştim?
Çok mutlu olcam diye, değer mi kendimi üzmeye.
haklı olman neyi değiştirecek ki?
kimin harcı ki?
o harcın suyu göz yaşıysa neye yarar ki?
bi kaç tane var seçemedim:
1) telefon çalar: annem çığlık atmaya başlar, anlarım ki tatil orda bitmiş. Babam tatilimin içine etmiş.
hayır bari gitmeyi seçecek, tatil bitince ölseydi
2) telefon çalar: tanımadığım biri hastaneye çağırır, anneme araba çarpmış.
hayır bari kurtaramayacaklar sağını solunu kesmeselerdi, kefeninde saçları da olsaydı
3) gözlerimi açamam, kan kurumuş üstünde. doktor da duyduğumu farketmez: “kurtarmamız imkansız ya sakat kalıcak ya ölecek”
patlak lastik gibi diktiler beni o da tamam, hayır bari bi bok olmayacak, acilde 2 hafta ömrümden ömür yemeselerdi
4) telefon çalmaz, kapı çalmaz, kimse uğramaz, son güvendiğim tutunacak dal kırılır
hayır bari terkedecek orospu, gidip hemen başkasına vermeseydi.
şimdi gözlerimin içine bak orospu;
ayrılacaz artık belli. kurtuluşu kalmadı bu ilişkinin. kimin suçu, nerde ne nasıl oldu, neden oldu. pek de aklım başımda değil. düşünüyorum dünüme bakıyorum bilemiyorum, yarına dair bişeyler bulamıyorum.. tek bir bildiğim şey var, sensiz geçecek geceleri düşündüğümde boğazıma gelip oturan, nefes almama mani olan, kimsesizlik isimli kilolu yavşağın ensemde bekleyişi. ama daha dur. kendisine yavşak diyemedim. daha terbiyeliyim, bana durmadan tekme atmayı seçen kahpe hayatın acılarına karşı. bir orospu var, çocukluk romanlarından ismi aklımda o öğretmiş bardağın boş olan yarısını rakıyla doldurmayı, tokat yedikçe diğer yanağımızı dönmeyi sonunda pogo yapıyoya bozmayı; göt gibi alttan alıp tatlıya bağlamayı. ve küfretmesini emretse de yarı yolda bıraktığım o diğer kızın doğmamış bebeğine yazılmış, bana mail atılmış mektupları, ben daha küfretmiyorum inatla o ağzı bozuk kahpe hayatın karşısın da.
daha dur.. boğazıma oturan o yalnızlık ipnesine çemkiremiyorum, gözüm saate, gözüm telefona, gözüm salak facebook profiline, gözüm akıp giderken saniyelerin geçişinden çok gelecek saniyenin boş umutlarıyla aldatacak herbişeyin o bi milyon kafasıyla bakıyor etrafa.
komşu çocuğu görüyorum, senle geçen zamanın büyüsüne kendimi kaptırmanın etkisiyle 2 yıldır selam vermeden öte geçip evine gidemediğim kapı komşumu yani, pek de samimi olamadığım o çoçuk beni çağırıyor alem var gel diyor. gitmek istemiyorum sıkıntılarımın ağına takıldım diyemiyorum, yan komşu pek samimi değiliz ama alem diyor az buçuk tanırım, hatırlıyor musun kapısında rusları görmüştük, 2 hatun getirmişlerdi eve kiralarını ödemeyip parayı onlara kaptırmışlar, kapıda görünce onları, güzelliklerine şaşırıp kulağıma eğilip: “hatunlar böyleyse aşkım hiç bişey diyemiyorum haklıymış tüm erkekler” demiştin, şakaya karışık izin vermiştin orospulara hatırladın mı orospu? Pek samimi değilim çocukla. “bayan yoksa geliyim” diyorum, “kafam kaldırmaz” şimdi. “yok abi hatunda, biz seni böyle bilmezdik” diyor, pek samimi değiliz çocukla tabii haberdardır onun odasıyla ortak duvara sahip olan yatak odamızda sevişmeyi tercih ettiğimiz her günün ritmik iniltilerinden, sadece pek samimi değiliz. tırsıyorum hemen çözülüp seni anlatmaktan millete; gözüm takılıyor meze dolu bir sofrada dolu duran 70likten çok çalmayan telefona. duymuyorum zaten konuşulanı boğazıma oturan ipnenin yardımıyla 2 saatte içilen bir duble sarhoş etmeye yetiyor, ve işte adrenalinin mükemmel etkisiyle o bir duble yetmişliğe bedel oluyor. evet adrenalin çalan telefonda yazan adını görünce orospu, gözüm dönüyor, diyorum: daha o kadar çok içmedim. yine senin için herşeyden vazgeçdiğim gibi kalkıyorum sofradan ardıma bakmadan.
sana o zaman gözlerinin içine bakınca gördüğüm seni nasıl anlatıyım. ne konuştuğumuzu bilmiyorum. kaldırıp atıyorum boğazımdaki tüm düğümleri, dakikalar geçiyor telefonda diyorsun ki “bugün bitanem, hafızan yüzünden seni suçlamıyorum ama hatırlamadın, yıllar önce bugün beni ilk defa öptün, bugün yıldönümümüz” sonra alttan alıyorsun kazamdan bahsedip hafızamdan bahsedip hayat tempomdan bahsedip unutmamın doğallığını bana anlatıyorsun. pişmanlığımı başka zarflara koymadan döküyorum telefonda zorlanmadan yarığı kısa sürede kolayça iyileşmeyecek kalbimin açık olan yaraları sayesinde, dinliyorsun kalbimden dökülenleri. mutlu ses tonunu duyuyorum telefon kapanırken. bi yandan havalara uçuyorum, bi yandan affetmiyorum tüm mantıklı bahanelerine rağmen beni yarı yolda bırakan hafızamı.
kendi kendime yemin ediyorum, her türlü imkanı sağlıyacam dünya yerinden oynasa, beynimi alıp sökseler, 7 alem götümü sikse; bir yıl sonra bugün gözlerinin içine bakıp sana seni sevdiğimi söyleyeceğim, unutmayacağım…
unutmadım işte.
şimdi o yüzden bugün, gözlerimin içine bak orospu!
aslında çok da önemsemiyorum bugünü. ee kolay olmadı bu. bir yıl boyunca, oturduğum yerde - koşturmaktan anıların içinde nefes nefese kaldığım zamanlarda, düşüncelerim kanıma karışıp kalbimden yukarı çıkarken o ipne yüzünden boğazıma takılıp kaldığı anlarda, lavaboya tükürdüm kırmızı gözyaşlarımı kabus dolu gecelerin ardından ve hep bi günü düşündüm. bi gün için sana iyi, sana kötü, sana bişiler yapmayı planladım ben, ve sonunda vaz geçmiştim herşeyden ama dedimki madem vazgeçtim haberi olsun kahpenin. 1 yıl planladım gelip sana konuşmayı, gelip sana anlatmayı aklımda uçuştu binlerce konu başlığı, ama ardıma bakmadan dönüp satırları kontrol etmemeye yemin ederek yazdım-yazıcam sana 30 dakikada burayı. bilerek yaptım bunu ahh şunu da sokmayı unutmuşum diyeceğim şeylerin çıkacağını bildiğim için, sana girmesin diye düşündüğümden değil. lafı uzatır yarın işe geç kalırım diye korkumdan, uykusuz..
arabada gidiyoruz bir gün yigitle, az olurdu ya o zamanlar; -masallardaki orospuya kaptırdığım sözde olgun felsefemle- sinirim boğazımı aştı. hatırlarım halbuki küfürbaz ergenliğimi bi saydırıyım dedim dümdüz sinirimi bozana, hay sokayım hay sikeyim gitmedi öteye. dedim lan ben hiç küfür bilmiyorum noolmuş bana. meğer zenginin malı züğürtün çenesini yorarmış lafına ters hipotez sikerken her gün seni, değilmiş gözümde dünyanın siktenliği. ne zaman ki o kahpe hayat son kez daha hallendi bana, son kez daha elimde kalanı almaya, o zaman yeter lan dedim, döndüm önce boğazımda oturan yalnızlık ipnesine, gel dedim boğazımda oturarak nefesimi çok kesemezsin, otur şöyle kucağıma bi de öyle dene. günlerce dağlara kaçarak tek başıma, şarkılarda kaybolarak bilmediğim sokaklarda, sabahlayarak işyerinde belki kendimle sohbet ederim umuduyla, kapanarak günlerce eve kapıyı pencereyi açmadan kaçmasın diye sıkıştırdım yalnızlık pezevengini tenhaya, yavaş yavaş siktim pazarladığı tüm hayatların hatrına. Ve şimdi seni ilgilendiren kısmı orospu, çok sevdim lan ben bu götvereni.. ihtiyacım yok sana, yok ona..

şimdi ayrılığımıza bakıyorum biliyor musun, kızamıyorum sana. hatta bu son yılım o kadar değiştirdi o kadar geliştirdi ki beni, nerdeyse iyi ki terkettin diyip hala utanmadan senin hakkında iyi konuşcam be orospu. bakma sen burda anlatmayacam sana ama bir yılda o kadar iyiye gitti ki hayatım nerdeyse senin bana yaşattığın o kahpe acıların onda birini örteceklerdi. bir sohbette demiştim o kadar piştim o kadar oldum ki sırada gelen yiyecek yıllardır kaynayan sütün kaymağını elini uzatıp bana bandığı bir parmak ile. bilmiyo muyum sanki hatalarını hatalarımı. sıktım seni bebek. kendini en özgür hissetiğin günler de gelip oraya sert sevişmenin ardından limon istemeye erkek ögrencilerin evine giderken sütyen giymedin ince tshirtunden gögüs uçların belli oluyor diye kavga çıkardım, bak bak akılsıza bana bak. nasılda sıktım seni. hep annelerim oldu hayatta ayıp sözü söyleyince yanlışa dil uzatınca ağzıma acı biberi çalsınlar diye. özellikle fazlaca izin verdim onlara hayatımda her şeyi bilsinler de yeri gelince oda hapsi versinler diye. sonra sokakta dayağı yiyince ağlayarak eve çıktım ve klasik bir kez daha dayak yedim onlardan senin elin armut mu topluyordu diye. evet elim armut topluyordu. sonra uçları belli olunca kavga çıkıyordu. en ihtiyaç duyduğum anlarda benden kaçıyordu. o beni sömürmüş özgürlüğünü istiyordu. bi yerde küçük emrah oluyor insan kaşlarını çatıp geçiyor ayna karşısına, ama acılarr :), herşeyimi aldı bu hayat.. 10 kişilk yaşadığım dairede teker teker toprağa vererek hepsini.. dışardan biri geldi sardı tüm acılarımı. aman buraları sen çok iyi biliyorsun anlatmayım. sonra siktir olup gidince o orospu ben orospunun gidişinde hissettim yıllardır hissetmediğim tüm acıları. ben acılar içinde kıvranıp yolumu bulmaya çalışıp sabredip dedikçe yaşam yolunu bulur levent, sadece yaş am yolunu buldu, bir kaç gün sonra başka bir erkeğin yatağında. Benim dediğim ama başka bir yarrağın girdiği o gün dedim ki bu gün benim miladımdır. ve o günden sonra orospu istemedim ki senden bir kez daha gözlerimin içine bak. tek beklediğim bir kez beni azıcıkda olsun merak ettiğini hissettirmendi. cehallettin mutluluğundan haberdar ellerim bilemelerine rağmen yine de durmadı ulaştı sana bastığı tuşlarla ve gördü bir kez olsun dönüp bakmadığını
işte o yüzden bugün gözlerimin tam içine bak orospu
senden sonra; sana o kadar büyük bi yer vermişim ki hayatım da orası yeniden boşaldı ve beni ben yapan şeyleri sana verdiğimi farkettim, yeniden başladım sanata yeniden dağlara yeniden uçmaya yeniden kodmaya yeniden yaşamaya yeniden beni farklı ben yapmaya. hem de bu sefer tüm acılarımı yanıma ders yapıp en baştan kendimi tanımlamaya.. bakma sen, hiç gezmediğim kadar gezip hiç harcamadığım kadar harcayıp, hiç dinlemediğim kadar dinleyip, hiç susmadığım kadar sustum. ve ilk defa bir ilişkimde kurtuldum o orospu çocuğu rolümden sayende. hiç olmadığı kadar çoğu girdi hayatıma hem de veremediklerini vererek hemde aldıklarını alamayarak; bi yandan bişeyleri kaldırırken ve bi yandan o karanlık dar boşluğa bağırdılar: “sesimi duyan var mı”. teker teker kaldırıldı parçalar ve altından çıkan cansız anılarına yapılan yanlış ilk yardımlarla kucağımda oturan tüm hatalarım bana seni sordular, gözlerimin içine bakarak.
o yüzden gözlerimin içine bak orospu
uzatmayacam daha çok, sıktın beni, yoksa aklımda binlerce daha kürek var yazacak. bir yıl boyunca yaşadığım her günün tamamı uykularım dahil seni düşünerek geçmiş ki onu bırak ben bi insana damardan sakinleştirici verielebildiğini, bi insanın uyandığında yastığının yarısını kana bulanmış bulabildiğini sayende öğrenmişim, bakıyorum da: söylediğim her söz dünümün noktasıyken yarınımın başlığı..
son kez gözlerimin içine bak orospu
çok sevdim seni be orospu. gözlerimle görürken ve herkes görürken yaptıklarını ben kimseye konuşmamış olsam da gelip bana çemkirirsin insanları benden nefret ettirdin diye, insanlar gelir bana senin orospuluklarından anlatırlar sırf nefret ediyim senden diye; ama yinede senden nefret edemedikce nefret ederim kendimden ama kimsenin de sana orospu demesine izin vermem icabında en kenar mahalle delikanlısı nidasıyla.
çok sevdim seni be orospu. o kadar çok sevdim ki her yerde küfrettim belki görür de arar diye sinirlenip, o kadar çok sevdim ki bir yıl boyunca sustum, gizliden bile çaldırmadım bir şey dersem, ararsam mutsuz olur bu kahpe diye, o kadar çok sevdim ki anılarımın en sahtesini sana orospu dediğim bi yazıda anlatamayacak kadar, o kadar çok sevdim ki bi şeyi değiştirmek yerine hayatımda ilk defa kendimi değiştirdim senin yolunda, o kadar çok sevdim ki sen alınınca hayatımdan isyanım yetmedi sana, nefretim büyüdü tüm insanlığa, o kadar sevdim ki sensiz geçen günlerimde, beynim istemese de vucudum isyan etti kan bağım olmasa da dayında gördüğümüz şekliyle, o kadar çok sevdim ki bu dandik satırlar bi o kadar yetersiz burda seni sana anlatmaya..
şimdi (biliyorum hiç bir şekilde bu yazdıklarımı sana ulaştırmayacaklar ama ulaştırsın artık arkadaşların bunu) üzgünüm kızım kaçırdın farkında olmadan farkında olmadığın şeyleri ve eğer burayı okuyorsan geç ayna karşısına; bir daha asla aramayacağımı ve seni asla benim kadar kimsenin sevmeyeceğini düşünerek dur ve son kez
benim yerime kendi gözlerinin içine bak orospu.
11/12/2010
istediğimiz sorudan başlayabilsek, birbirimizi germesek??
CEVAPLAR:
1) buldun.. şimdi siktir git
2) anonim aşkını bulma ihtimalin yüzde x ise, sen de anonimken yüzde x karedir. bunu unutma
3) anonimken aşık etmişse, zaten onu çoktan bulmuşsundur da bunuyorsundur
4) farzedelim ki buldum ve çirkin, tipini gördükten sonra aşık kalma ihtimalin % kaç sence?
5) anonimlerimden birine demişsin, birden çok olduklarına eminsin yani vayy.. ve sadece birine aşık olduğuna da eminsin.. hımm..
6) seni aşık eden onun gizemi olma ihtimali % kaç sence? peki ya o gizem gidince aşık kalma ihtimalin % kaç sence?
7) bi saniye onun seni sevme ihtimali % kaç sence?
8) bulma ihtimalin %0, zira aşk denen şey bugün var yarın yok, sen soruyu soralı 4 gün olmuş :(
9) en yakınına bak, en anonim belli etmezken zaten burnunun dibinde olandır
10) neyse buldun.. şimdi önce siktir sonra git

